Takip et, tablet PC Kazan

İK Blog  |  

İş arama, CV hazırlama, iş görüşmesi, kişisel gelişim
gibi konular üzerine İK Blog yazıları...

İnsan - Şirket

Yazar: Gülçer Yılmaz Aydın     Tarih: 19/11/2012


Etiketler: psikoloji, insan kaynakları

İnsan - Şirket-Gülçer Yılmaz Aydın - CVyolla.com


Sahildeyim. 1 yaşından az büyükçe bir oğlan çocuğu ile 45 yaşın üstündeki babasını izliyorum. Konuşmalarından, davranışlarından anlıyorum ki ilk kez baba olmuş, bir geç yaş ebeveyni izliyorum... Allah bağışlasın.

Sanki dünyanın en değerli, en becerikli oğlan onunki. Öyle kıvanarak etrafa bakınarak ona bir şeyler yaptırtıyor ki, teşhir edercesine... Bakın benimki ne zeki, ne yetenekli dercesine.

Oğlan tüm bebekler gibi. Başı gövdesinden iri. Dengesini korumakta zorlanıyor. Tehlikelerden bihaber. Her şeyin merkezi. Cesur...

Onları seyrederken aklıma gelişim psikolojisi dersinde öğrendiklerim geliyor. Oradan da, bu gelişimlerin yeni kurulan şirketlerle/kurumlarla kıyaslamasına geçiyorum. Kim demiş psikolog işletmeden anlamaz, diye... Şirketin/kurumun ne farkı var ki insandan...

Mesela... Gelişim psikolojisi, fizyoloji der ki... İnsan, önce içten dışa ve baştan aşağıya gelişir.

Yani önce iç organlar, sonra uzuvlar... Örneğin önce gövde, sonra kollar, sonra eller, sonra parmaklar... Yani içten dışa gelişir. Ve der ki, önce baş, beyin, sonra gövde... Yani baştan ayağa, aşağıya...

Şirketlerde farklı mıdır?

Yooo... Aynen bu bebekteki gibi değil mi? Önce kocaman kafası olur, yani beyni, yönetimi, başı olur, sonra diğer sistemleri, organları, bölümleri ve yetenekleri gelişir.

Dengede durmakta zorlanır aynen bu bebek gibi. Kendini önemser, ilgi bekler, kollanmak ister. Ama özgüveni yerindedir. Her şeyi başaracağını sanır. Bağırır, çağırır, ağlar, güler... Ama babası, ebeveyni? onu desteklemezse yaşayamaz. Şirket de, çocuk gibidir aslında.



Psikoloji der ki;

Bebek doğumundan itibaren gelişirken bazı sistemler belli dönemlerde öne çıkar, daha baskındırlar. Önce fiziksel gelişimi çok hızlıdır, baskındır, sonraki yıllarda zihinsel sistem öne çıkar, en hızlı gelişen zekadır o dönemde. Peşine psikolojik gelişim eklenir..Kimlik gelişimi öne çıkar. Ve son olarak sosyalleşme daha belirginleşir, her şeyin önüne geçer... Yani bedensel-zihinsel-psikolojik-sosyal...diye ilerler normalde.

Şirketlerde de aynı silsile devam eder aslında... Önce binalar, makinalar, araçlar gereçlerdir hazırlanan, alınan. Fiziksel yapıdır oluşturulan.. Sonra beyin, zeka olacak kişilerle yol alınmaya, önceliklendirilmeye başlanır... Şirket ağları, kimliği, kültürü... oluşur peşinden. İç yapı olgunlaşır ve nihayet sosyalleşmeye sıra gelir, dışarıya açılır şirket/kurum.

Yanlış mı?

Eğer bunlardan birine müdahale edilirse; yapı, gidişat zarar görür, sorun yaşar.Temel yapı hazırlanamadan, sosyalleşmeyi önceliklendiren kurum bir süre sonra fiyasko ile dipler. Veya çalışanların temel ihtiyaçları karşılayamayan şirketin/kurumun psiko-sosyal eğitimler vermesi ters teper, bedeli ağır olur.

Aynen bebekteki gibi...

Bebeği de jimnastikle, zorlayarak, eğiterek emekletmeye uğraşan bilim adamları görmüşler ki denek olan bebek ile normal bebek aynı anda emeklemişler. Boşuna o kadar emek ve stres yaşanmış, müdahale olayında... Ya da zihinsel gelişimi hızlı ve baskın olsun diye uğraşanların, sonradan ruh sağlığı bozuk, dengesiz bireyler yetiştirmesi gibi sorunlar yaşanmakta.

Sahilde de aynı manzara

Geç yaşta bebeğine (şirketine) kavuşan baba, çırpınıyor. Gözünü bebeğinin üstünden ayıramıyor, etrafında pervane. Kendini ve diğer aile fertlerini unutmuş gibi. Kakasının renginin doğal olmadığını anlatıyor etrafındakilere, endişeyle. Yeni hareketler öğretmek için çırpınıyor. Kendi tatilini heba ediyor... Henüz o gelişimi tamamlanmayan bebek ise bu müdahaleden dolayı hırçınlaşıyor. Sürekli elde, kucakta taşınmaktan, kollanmaktan dolayı da sanki normal gelişimi engellenmiş gibi algılıyorum hatta...

Ya geç yaşında, emekliliğinde şirket kuranlar, farklı mı ki

Solunum sistemi, dolaşım, bağışıklık, boşaltım gibi sistemlerin şirketlerdeki hangi süreçlerle eşleştiğine ve hangi organın hangi pozisyona/göreve/ünvana denk geldiğine hiç değinmeyeyim.

Ve de bu çocugun sezgisel mi, algısal mı, deneyimsel mi, geleneksel mi, bilimsel mi... düşünüp, hareket ettiğinde, şirketin de böyle yönetildiğinde akıbetlerinin ihtimal ve olasılıklarının, paraleligini de karşılaştırmayacağım...

Ayrıca, bebeğin doğal gelişimini engelleyen müdahaleci "baba" nasıl ki bebeğinin büyüyüp, bağımsız yetişkin olmasını engelliyecekse, profesyonellerinin tepesinden ayrılmayan, müdahale eden patronun da şirketinin kurumsallaşmasını engellediğini düşündüğümü da tartışmaya açmayacağım... Ve bu durumda baba ölünce, evlat çöker,şirket batar diye de iddia etmeyeceğim.

Son gözlemim ise, bebeğin altı bezlenmediğinde, aynen şirketlerin ilk kuruluşlarındaki gibi altını/çevreyi kontrolsüzce kirlettiği gerçeğidir.

Eee hadi artık, bırak yazmayı da, denize, sahile bak...

Etiketler: psikoloji, insan kaynakları



İnsan - Şirket-Gülçer Yılmaz Aydın - CVyolla.com


Yazar hakkında bilgi:
Gülçer Yılmaz Aydın - CVyolla.com İK Blog sayfasında İnsan Kaynakları makaleleri yazıyor.
Gülçer Yılmaz Aydın
İnsan Kaynakları Danışmanı
gulcer@gulceraydin.com

İstanbul Üniversitesi Psikoloji mezunu. Uludağ Üniversitesi İİBF Yönetim ve Organizasyon üzerine yüksek lisans sahibi. Coşkunöz Holding İK & Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü görevinden emekli oldu. İnsan kaynakları ve endüstri psikolojisi üzerine yazılar yazıyor.


Yazara ait diğer yazılar:
+ Tükenmişlik Sendromu
+ Kariyer Hayatına Yeni Atılacak Gençlere Öneriler
+ Çalışan anneyim. Kariyerime ara vermeli miyim, kreş mi, bakıcı mı?
+ İnsan Kaynakları Nedir ki?

+ Yazara ait tüm yazıları görüntüle >>


İnsan Kaynakları uzmanlarına ait kariyer hayatına dair yazılar

Yazarlar