Takip et, tablet PC Kazan

İK Blog  |  

İş arama, CV hazırlama, iş görüşmesi, kişisel gelişim
gibi konular üzerine İK Blog yazıları...

Kızgınım Öyleyse...

Yazar: Ece Erkal     Tarih: 12/11/2012


Etiketler: stres yönetimi, psikoloji

Kızgınım Öyleyse...-Ece Erkal - CVyolla.com


Son dönemde, iş yaşamına dönük kızgınlık yönetimi ve kontrolü üzerine eğitimlere sıkça rastlar olduk. Ben, yönetmek kavramından ziyade, bu duygumuzun sağlıklı bir şekilde yaşanması ve ifade edilmesi kavramını daha çok tercih ediyorum. Biz duygularımız değiliz; ancak, onların rehberliği eşliğinde kendimizi daha yakından tanıma fırsatı buluruz ve armağanlarını kabul ettiğimizde kendi içimizde bütünselliğe doğru bir adım daha atarız. Kızgınlık, her ne kadar pek çok olumsuz kavramı çağrıştırsa da son derece doğal, gerekli, güçlü ve insani bir duygudur. Size sınırlarınızı, değerlerinizi, önceliklerinizi, değişmeniz gereken noktalarınızı gösterir. Onunla barıştığınızda yaratıcı tarafınızı aktive eder ve sizi harekete geçirir.

İş yaşamımızda da işler bazen istediğimiz şekilde ilerlemeyebilir. Her şey yolunda giderken son dakikada çeşitli sorunlar, engeller, kısıtlamalar ile karşılaşabiliriz. Biz elimizden geleni yapmışken çalışma arkadaşlarımız hata yapmış olabilir. Haksızlığa uğradığımızı düşünebiliriz, bazı davranışlardan dolayı hayal kırıklığına uğramış, incinmiş hatta onaylanmamış hissedebiliriz. Bütün bunların sonucunda üzüntü ve kızgınlık hissederiz. Bu noktada, iş yaşamı da dahil olmak üzere her türlü iletişimimizde, bu duygunun bizi olumluya, gelişmeye, çözüme, uzlaşıya taşıma olasılığını yok sayarak, bizi tepkiselliğe taşımasına izin verdiğimiz anda sorun yaşarız. Yıkıcı veya yapıcı olmak seçimi bize aittir. Bu nedenle, kızgın hissettiğimizde iletişimimizin ne yönde ve nasıl devam etmesini istediğimizin bilincinde olmak önemlidir.

İş yaşamında sizin değerleriniz ve öncelikleriniz kadar, temsil ettiğiniz ve ortak bir faydada birleştiğiniz kurumunuzun da öncelikleri ve en önemlisi paydaşlarına yönelik çeşitli sorumlulukları vardır. Dolayısıyla herhangi bir nedenden dolayı yaşamış olduğunuz kızgınlık duygusunun, tüm tarafları yapıcı ve kalıcı bir çözüme taşıyacak şekilde ifade edilmesi, kişisel sınırlarınıza duyulmasını istediğiniz saygı kadar önemli hale gelir. Bu da, kazan-kazan ilkesiyle hareket etmeyi ve profesyonelliği gerektirir.

Kızgınlık hissettiğimizde, öncelikle bizi rahatsız eden bir durum, olay, davranış, bir etki söz konusudur. Bunun tam olarak ne olduğunu anlayabilmek için, o anda aklınızdan hangi düşüncelerin geçtiğine dikkatinizi vermeyi deneyebilirsiniz. Bu aynı zamanda, anında ve doğrudan karşılık vermeden önce size etkisel davranmanız için zaman kazandırır. Bu durumu, tamamen kişisel olarak algılamış olabilir misiniz? Varlığınıza, imajınıza yönelik bir tehdit olarak görüyor olabilir misiniz? Haklı haksız ayrımı yapıyor musunuz? Savunma ihtiyacı içinde misiniz? Suçluyor musunuz, yargılıyor musunuz? İntikam alma arzusu içinde misiniz? Saldırgan tutumlar mı sergiliyorsunuz, nasıl cezalandırırım diye mi düşünüyorsunuz, kontrolünüzü kayıp mı ediyorsunuz, ağzınızdan sonrasında pişmanlık duyacağınız kırıcı sözler çıkıyor mu ve en önemlisi kızgınlık duygunuzu ifade ettiğinizde çevrenizdekiler sizden korkuyor ve çekiniyorlar mı? Eğer, kızgınlık hissettiğinizde verdiğiniz ya da vermeyi istediğiniz tepkiler bunlar veya bunlara yakınsa o zaman bu duygunuzu hem kendinize hem de başkalarına zarar verici, ortamı daha da geren ve stresi artıran şekilde yaşıyorsunuz demektir. Buna benzer tepkiler, sizde bu duyguyu uyandıran durumdan ziyade, bu durumun içinde bir şekilde yer alan kişilere yönelik tutumlardır. Bu da karşı tarafta benzer kişisel algılamalara sebep olabileceği için çözümden çoğunlukla daha da uzaklaşılması sonucuna yol açar.



Bu duygunuzu sağlıklı bir şekilde ifade etmeyi seçtiğinizde ise, rahatsızlık yaratan duruma odaklanır ve tarafları da bu durum üzerinde düşünmeye davet edersiniz. Olayın sizin üzerinizdeki etkilerini, sonuçlarını "ben dili" kullanarak paylaşırsınız. Doğrudan kişi veya kişilere değil, ortada bir haksızlık veya bütünü ilgilendiren hatalı bir davranış varsa ona yönelirsiniz. Böyle bir durumda, sizi rahatsız eden davranışın sizi, çalışmanızı, veriminizi, diğerlerini nasıl etkilediğini açıklar ve bu olumsuz sonuçlara kızgınlık hissettiğinizi belirtirsiniz. Örneğin, bir projeyi yürütmek için farklı bir departmanın bir çalışmasına, görüşüne, desteğine ihtiyacınız var; ancak onun planlaması ve öncelikleri farklı. İstediğiniz anda size sorduğunuz yanıtlar gelmiyor ve sizin işiniz de aksıyor. Bu duruma kızabilirsiniz; ancak, ilgili kişileri işlerini yapmamakla suçlamak ve arkalarından konuşmak yerine, bu durumun sizin çalışmanızı ve bütünde kurumu nasıl etkilediğini açıklayabilir ve ortak öncelikler konusunda ilgili kişileri çözüme ve uzlaşıya davet edebilirsiniz. Aynı şekilde, sizin fikrinizin sorulması gereken yerde bu durum göz ardı edildiyse ve bunun sonucunda bir hata, sorun yaşandı ise, zamanında size danışmayan kişileri işi bilmemekle, sizi ve işinizi değersiz gördükleri için sizi ciddiye almamakla suçlamak yerine, nasıl bir katkıda bulunarak çözüm olabileceğinizi paylaşabilirsiniz. Böylelikle yaptığınız işin bütün içindeki yeri ve önemi hakkında o kişilerin de fikir ve deneyim sahibi olmalarına katkıda bulunabilir, aranızdaki iletişimi güçlendirebilirsiniz. Bir astınız sizi zor durumda bırakan bir hata yaptığında herkesin içinde onu azarlayabilir, bütün sinirinizi bağırıp çağırarak boşaltabilirsiniz. Ya da bu hatanın sizi kızdırdığını, sizi hayal kırıklığına uğrattığını net bir şekilde ifade edebilir, birlikte çözüm arayışı içine girebilir, o kişinin bir hata ile yeni bir şeyler öğrenme, deneyimleme ve inisiyatif alma becerisine fırsat tanıyabilirsiniz. Aynı zamanda, sizin iş yapma tarzınızı, ondan beklentilerinizi dile getirmiş olur, aranızda daha sağlıklı bir ilişki yaratmış olursunuz.

Kızgınlık duygusunun sağlıklı ve etkili ifadesi bizi şikayet etme ve yargılama yanılgısından uzaklaştırır. Tam tersi yaratıcı gücümüzü ortaya çıkararak bütüne katkı noktasında da bizi harekete geçirir ve değişme cesareti verir. Pek çok sanatçının bu duygunun enerjisini diğer duygularıyla harmanlayarak, dengeleyerek ortaya çıkardığı eserlerini hatırlayın. Sizin de yaşamınızda bu duygunuzu yapıcı bir şekilde değerlendirdiğiniz bir deneyiminiz olmuştur. Bunun üzerine düşünün ve bu duyguyu yaşadığınızda bu deneyiminizi hatırlayın. Yıllar önce, bir televizyon reklamına şiddet içerdiği için çok kızdığımı hatırlıyorum. Bunu arkadaşlarımla paylaştım. Açıkçası çoğu kişi çok da ilgilenmedi. Ben ise bunun haksız bir durum olduğuna inanıyordum. Neler yapabilirim diye düşündüm. İlgili kurumlara rahatsızlığımı dile getiren yazılar yazdım. Bir de bu konuya daha çok dikkat çekilmesi gerektiğini düşündüğümden, bir gazetenin sosyal olaylara duyarlı bir köşe yazarına bir e-posta gönderdim. Ertesi gün tüm arkadaşlarım "Ece gazeteyi gördün mü, Duygu Asena senin reklamı yazmış" diye beni heyecanla aradı. Gazeteyi açtım. E-posta gönderdiğim kişi Duygu Asena değildi, aynı gazetede çalışan başka biriydi. Ancak aynı duyarlılığı gösterdiği için, belki de reklamı izleyen kişi o olduğundan konuyu köşesine taşımış ve yazının bir yerinde e-postamdaki bir cümleyi aynen kullanmıştı. Reklamla ilgili çok şikayet alındığından kısa sürede yayından kaldırıldı. Bu çorbada benim de biraz olsun tuzum varsa ne mutlu bana ve kızgınlık duyguma.

Seçimlerimizle kendi gerçekliğimizi ve yaşamımızı yansıtıyoruz. Siz de korkulan, çekinilen, yakıp yıkan biri olmayı ya da saygı ve güven duyulan, kendi değerini ve sınırlarını bilen, uzlaşı ve çözüm getiren kişi olmayı seçebilirsiniz. Kızgınsınız öyleyse... devamı, sadece size bağlı.

Sevgimle,

Etiketler: stres yönetimi, psikoloji



Kızgınım Öyleyse...-Ece Erkal - CVyolla.com


Yazar hakkında bilgi:
Ece Erkal - CVyolla.com İK Blog sayfasında İnsan Kaynakları makaleleri yazıyor.
Ece Erkal
Bireysel Gelişim Uzmanı
eceerkal@gmail.com

ODTÜ İşletme mezunu. Dokuz Eylül Üniversitesi Pazarlama Bölümü yüksek lisans sahibi. Bankacılık sektöründe uzun yıllar çalıştı. Şu anda bireysel gelişim uzmanı, kariyer koçu ve yaşam koçu olarak çalışıyor.


Yazara ait diğer yazılar:
+ Yapay Zeka Rakibim Olursa
+ Ne Arıyoruz?
+ Bırakın Olsunlar
+ Mesleğimi Seçiyorum
+ Valla Öyle Bir Batırdım ki
+ Ben Olsam...
+ Sürekli Motivasyon Mümkün mü?
+ Ne Çektik Be!
+ Kim Olmak İstiyorum?
+ Yeni Yıla Girerken
+ Ülkemizin genç gurur kaynağı Eren Başbuğ ile ilk söyleşi
+ Kelimelerin Gücü
+ Belirlemek mi, Gerçekleştirmek mi?
+ "Olmalı mı, Olmamalı mı"nın Ötesinde
+ Prestijli bir meslek proje yazarlığı üzerine bir söyleşi
+ Outplacement üzerine bir söyleşi
+ Senin Oyunun Hangisi?
+ Eğlence sektöründe bir yenilik: "Bar Catering"
+ Banu Onuk ile Öğrenci Koçluğu Üzerine Bir Söyleşi
+ Taylan Demirkaya ile Girişimcilik Üzerine Bir Söyleşi
+ Beyaz mı, Siyah mı?
+ Başarmış mıyım? Olmuş mu?
+ İş Arıyorum: Seçilen miyim, Seçen mi?
+ Nedir Şu Farkındalık Dedikleri?
+ Aradığınız İş mi, Yoksa Kendiniz mi?

+ Yazara ait tüm yazıları görüntüle >>


İnsan Kaynakları uzmanlarına ait kariyer hayatına dair yazılar

Yazarlar