Takip et, tablet PC Kazan

İK Blog  |  

İş arama, CV hazırlama, iş görüşmesi, kişisel gelişim
gibi konular üzerine İK Blog yazıları...

Objektifler, Sübjektifler. Peki siz hangi gruptasınız?

Yazar: Prof. Dr. Türker Baş     Tarih: 01/11/2012


Etiketler: iş görüşmesi, mülakat, işe alım

Objektifler, Sübjektifler. Peki siz hangi gruptasınız?-Prof. Dr. Türker Baş - CVyolla.com


"İşe alım sürecinde yapılan amatörlükler" ile ilgili yorumların önemli bir kısmı görüşmeciler hakkında. Görüşmeler sırasında yapılan hatalar adayları incitmenin yanı sıra görüşmeciyi ve temsil ettiği şirketi küçük duruma düşürüyor. Adayların işe alındığı durumlarda dahi bu ilk izlenim uzun süre (ya da sürekli) olumlu/olumsuz etkisini koruyor.

Bu açıdan görüşme sürecinin masaya öncelikle yatırılması gerektiğini düşünüyorum.

Ben görüşmecileri karar verme şekillerine göre ikiye ayırıyorum:

1) Sübjektif karar alıcılar
2) Objektif karar alıcılar

Bu ikisinin arası yok! Yani bir görüşmeci "Ben aslında çoğu zaman objektif karar alırım fakat zaman zaman sübjektif karar aldığım da olur" diyorsa, bilin ki sübjektif karar oranı % 99'dur. Çünkü "objektif karar" bir sistematiği gerekli kılar. Bir öyle bir böyle olmaz. Objektif karar alıcılar, duygularını, içgüdülerini dahi bir sistematik içinde değerlendirirler.

İsterseniz her iki zıt kutbun karar alma biçimini biraz daha yakından inceleyelim.

Sübjektifler hızlı (5-10 dakika içinde) karar alırlar. Pek çoğu kendini "insan sarrafı" olarak görür. Karar alırken tecrübeyle oluştuğu iddia edilen şablonlar (ki bunlar önyargıdan başka bir şey değildir) kullanırlar. Adayın kıyafetini, makyajını, içeriye girme, yerine oturma tarzını bu şablonlara göre değerlendirerek karara varırlar. Görüşme sırasında sordukları tüm sorular aslında ilk beş dakika içinde almış oldukları kararı desteklemeye yöneliktir. Aday hoşlarına gittiyse, küçük başarıları yüceltecek sorular sormaya çalışırlar. Adayın eksikliklerini görmezden gelirler. Hatta görüşmelerin zaman zaman sohbet havasına dahi büründüğü olur.

Yaklaşık bir saat süren bir panel görüşme sırasında kendisi hakkında elle tutulur hiç bir bilgi alamadığımız bir adayı hatırlıyorum. Görüşme sonrasında yöneticiler adayın işe alınmasını istemelerine rağmen bu kararlarını destekleyecek somut hiçbir şey ortaya koyamamışlardı. Çünkü adayı mezun olduğu liseyi onun kabulü için yeterli gördüler. Adayı konuşturmak, ondan bilgi almak yerine kendileri konuştular. Daha karar netleşmemesine rağmen satış moduna geçtiler. Şirketi yaptıklarını uzun uzadıya anlattılar.



Sübjektiflerin zihninde "hayır" yargısı oluştuğunda ise süreç tam tersine işlemeye başlar. Adayı "bitirmeye" yönelik sorular sorulmaya başlanır. Verilen cevaplar ne kadar iyi olursa olsun yetersiz görülür. Farklı yaratıcı cevaplar/yorumlar "aykırılık" olarak değerlendirilir. Kısacası eğer sübjektif görüşmeci adayın kravatına, şivesine, tarzına taktıysa aday artık azıyla kuş tutsa sonuç alamaz.

Objektiflerin karar alması ise daha uzun sürer. En az bir saat boyunca aday hakkında "evet" ya da "hayır" yargısına ulaşmazlar. Karar almayı görüşmenin sonrasına ertelerler. Görüşme boyunca "belki" modunda kalmayı başarırlar. Aslında görüşmeyi karar almak için değil, bilgi toplamak için yaparlar.

Adaylara "Bize biraz kendinden bahset", "Hayatta beklentin nedir?" gibi klişe sorular yerine yapılacak işin gereklerine yönelik sorular sorarlar. Adayın tecrübeli olmasından çok "başarılı" olması onlar için daha önemlidir.

Bunun için görüşme sırasında geçmiş tecrübeleri didik didik ederek adayın performansı hakkında net bilgiler edinmeye çalışırlar. Hatta başarılarının zaman içerisindeki eğilimi/gelişimi dahi objektifler için önemlidir. Objektifler aday hakkındaki ilk izlenimlerini, içgüdülerini görüşme sonrasında elde ettikleri veriler ışığında değerlendirirler. Yani içgüdülerini dışlamazlar, fakat duyguların kendilerini yönetmesine izin vermezler.

Burada üzücü olan nokta pek çok sübjektifin, başta da belirttiğim gibi kendini objektif olarak görmesi. Umarım yaptığım sınıflandırma bu öz-değerlendirmenin daha sağlıklı yapılmasına katkı sağlar.

Etiketler: iş görüşmesi, mülakat, işe alım



Objektifler, Sübjektifler. Peki siz hangi gruptasınız?-Prof. Dr. Türker Baş - CVyolla.com


Yazar hakkında bilgi:
Prof. Dr. Türker Baş - CVyolla.com İK Blog sayfasında İnsan Kaynakları makaleleri yazıyor.
Prof. Dr. Türker Baş
İşletme Profesörü, Danışman, Eğitmen
turkerbas@yeniik.com

Profesyonel yaşantısına Kara Harp Okulu'nda öğretim görevlisi olarak başladı. TSK tarihindeki en genç doktor, en genç doçent ve ilk sosyal bilimler profesörü oldu. Genelkurmay Karargahındaki ilk elektronik öğrenme sistemini kurdu. “Kobiler İçin Gerilla Stratejileri” ve “İşveren Markası” kitaplarını yazdı. Şu anda Yeni İK Danışmanlık Grubu'nda Türkiye’nin İdeal İşyerleri Araştırması'nı yönetiyor ve İstanbul Şehir Üniversitesi ve Galatasaray Üniversitesi’nde yüksek lisans ve doktora derslerine giriyor.


Yazara ait diğer yazılar:
+ İK Doğru Adayı Nasıl Iskalıyor?
+ İşveren Markası: Çekici mi? Yoksa Seçici mi Olmalı?
+ İşe Alım Sürecinizden Memnun Değil misiniz?
+ Şirket İçi Girişimcilik Nasıl Tetiklenir?
+ İş Stresini Nasıl Yenebilirsiniz?
+ İşe Alım Nasıl Yapılmalı? 10 Maddelik Yol Haritası
+ Linkedin ile Facebook Arasındaki Farkın Farkında mıyız?
+ Türkiye'deki Y Kuşağının Ayırt Edici Özellikleri
+ İş Görüşmesi Stresini Azaltmanın En Basit, En Etkili Yolu
+ Kadınlar mı yoksa erkekler mi daha mutlu?
+ Geleneksel iş ilanları neden işe yaramaz?
+ Hobiler ile değer yaratmak, hatta para kazanmak
+ Stresi Yaratıcılığa Dönüştürmek İçin Kullandığım Kişisel Yaklaşım
+ Yemek tarifi mi veriyoruz? İşe alım mı yapıyoruz?
+ Diploma = Eğitim midir?
+ Çalışanlar en değerli varlığınız mı?
+ Özgeçmişinizde Olmaması Gereken 8 Şey
+ Objektif mi, sübjektif misiniz? Kendinizi test edin

+ Yazara ait tüm yazıları görüntüle >>


İnsan Kaynakları uzmanlarına ait kariyer hayatına dair yazılar

Yazarlar