Takip et, tablet PC Kazan

İK Blog  |  

İş arama, CV hazırlama, iş görüşmesi, kişisel gelişim
gibi konular üzerine İK Blog yazıları...

Türkiye'deki Y Kuşağının Ayırt Edici Özellikleri

Yazar: Prof. Dr. Türker Baş     Tarih: 28/12/2012


Etiketler: x-y kuşağı

Türkiye'deki Y Kuşağının Ayırt Edici Özellikleri-Prof. Dr. Türker Baş - CVyolla.com


Geçen hafta yayınladığım "Boomers, Gen X, Gen Y... Aradaki Farklar Gerçekçi mi Yoksa Saçmalıyor muyuz?" başlıklı yazı, yeniik.com ve bana gelen doğrudan mesajlarla birlikte 100'ün üzerinde yorum aldı. Bunların büyük bir bölümü, tecrübe ile doğrulanmış Türkiye'ye özgü bilgiler içeriyor. Bu değerli yorumlar ışığında "Kuşak Farklılıkları" konulu bir yazı dizisi hazırlamak mümkün. Fakat ben şimdilik sadece ön plana çıkan temel hususları özetlemekle yetineceğim.

İsterseniz önce "... farklar gerçekçi mi yoksa saçmalıyor muyuz?" sorusuna verilen cevapları ele alalım: Berna Hanım ve Ayşe Betül Hanım, Y kuşağına atfedilen özelliklerin büyük ölçüde doğru olduğunu ileri sürmüşler. Bununla birlikte genel eğilim, farklılıkların gerçekçi olduğu, fakat kuşak sınırlarının ve özelliklerinin Türk insanı için yeniden tanımlanması gerektiği yönünde. Ayrıca tanımlamaların, kuşaklar arası farklılıkları belirginleştirmek için değil, günümüzün ihtiyaçlarına cevap verecek ortak davranış kalıpları geliştirmek amacıyla yapılması gerektiğinin altı çiziliyor. Örneğin Nur Gün Hanım, "kuşak farklılıklarının yönetiminin" artan önemini vurgularken, Burcu Ulugül Hanım "kuşakları ayrıştırmak yerine, takım dinamikleri ve verim açısından, ortak özellikleri nelerdir, bu kadar farklı yapıdan nasıl iyi bir takım oluşturur, her kuşağın artı özelliklerini kullanarak vizyonumuzu nasıl destekleriz?" sorularına cevap aranması gerektiğini ileri sürmüş.

Son derece doğru tespitler. Çünkü, Meryem Hanım ve Nüzhet Bey'in de vurguladığı gibi iş dünyasında artık ikiden fazla (şimdilik dört) kuşağı bir arada görüyoruz. Bu durum Güvenç Bey'in üzerinde durduğu ortak payda arayışının önem ve aciliyetini arttırıyor. Bu kapsamda Kayhan Bey ve Özlen Hanım'ın altını çizdiği "empati" kavramının büyük önem taşıdığını düşünüyorum. Tülay Hanım'ın da vurguladığı gibi bir kuşağın diğerini sorgulamadan eleştirmesi yerine, kuşakların birbirlerini anlamaya ve öğrenmeye ihtiyaçları var. Eğer bunu başarabilirsek, Muhittin Bey'in "koşulların sınırlayıcı etkisine" yönelik endişelerini aşabiliriz ve akıntıya karşı yüzmemize gerek kalmaz.

Bunun yanında Mehmet Bey'in sınıflandırma karşıtı duruşuna saygı duyuyorum. Murat Bey ve Lütfullah Bey'in de görüşleri sanırım bu yönde. Belki bunun için kültürel zekâ üzerine ayrı bir tartışma başlatmak ve her iki tartışmayı eşzamanlı sürdürmek yararlı olabilir. Ne dersiniz?

Kuşaklar arası farklılıklara yol açan faktörlere ilişkin yorumları ise 3 başlık altında toplamak mümkün;



1. Ekonomik Faktörler: Cüneyt Bey ekonomik faktörleri durumsal gerçeklik olarak tanımlamış. Sinan Bey ise, kendisini ekonomik baskılardan zamanında kurtarabildiği için şanslı görüyor. Evet, ailesinin ekonomik desteğini arkasında hisseden bir genç ile ailesine bakmak, onlara katkı sağlamak durumundaki bir gencin aynı davranışları sergilemesini bekleyemeyiz. Konuya makro boyutta yaklaşıldığında ise, ülkenin ekonomik durumu ve yaşanan krizlerin, davranış kalıplarının oluşumunu etkileyeceğini söylemek mümkün. Örneğin, yokluk çekmiş bir nesil tasarrufa daha fazla önem verirken, her şeyi hazır bulan nesillerin yaptıkları harcamalarda aynı hassasiyeti göstermemeleri son derece beklendik bir durum. Bir de dolaylı etkiler söz konusu. Yine kıtlık döneminde, bir küçük tüp için yarım gün kuyrukta bekleyen bir nesil ile fast-food kültürü ile büyümüş bir neslin üyelerinin tahammül ve sabretme sınırlarının farklı olacağını düşünüyorum.

2. Ailenin Tutumu: Ailenin tutumu, ekonomik faktörlerle ilişkili olmakla birlikte bağımsız incelenmesi gereken bir faktör. Çünkü pek çok varlıklı ailenin çocuklarına "hayatı öğrensin" gerekçesi ile nerdeyse 40 yaşına kadar işkence çektirdiğine şahit oldum. Fakat bu yaklaşım Ümran Hanım'ın da vurguladığı gibi artık değişiyor. Hatta Gökhan Bey Y kuşağının, Boomers'ların "benim yiyemediğimi yesin, giyemediğimi giysin" düşüncesinin ürünü olduğunu ileri sürmüş. Bunun dışında Merve Hanım, İpek Hanım ve Sinan Bey kişilik oluşumundaki ailenin ve yakın çevrenin benimsediği değer ve normlara dikkat çekiyorlar. Revza Hanım ise, Y kuşağının bir ferdi olmasına rağmen aile yapısı gereği Boomers'a daha yakın olduğunu itiraf ederek bu görüşü doğruluyor.

3. Teknoloji: Türkiye'deki gelir dağılımındaki eşitsizlik ve bölgesel kültürel farklılıklar, yukarıda tanımlanan iki faktörün çocuklar üzerindeki etkisini oldukça farklılaştırıyor. Bunun sonucunda Salih Bey ve Burcu Hanım'ın da ifade ettiği gibi kuşaklar içinde dahi genelleme yapmayı güçleştirecek aykırılıklar ortaya çıkıyor. Bu çerçevede teknolojiyi Selami Bey'in de vurguladığı gibi toparlayıcı bir faktör olarak görmek mümkün. Bu görüşe paralel olarak Huray Hanım ve Ümran Hanım da, teknolojinin ve bu teknolojiye bağlı oluşan sosyal çevrenin bütünleştirici etkisine dikkat çekmişler. Lütfullah Bey ise, teknolojiyi bir payanda olarak görürken "iletişimin kapsamı ve hızında" yaşanılan devrimin insanları birbirine daha fazla yaklaştırdığını savunuyor.

Özetle Türkiye'deki kuşaklar arası farklılıkların temelinde ekonomi, aile ve teknolojinin yattığını söylemek mümkün. Bunlardan "aile" başat faktör gibi görünüyor. Ayrıca bunlara yeni faktörler ekleyebiliriz. Fakat tartışmanın bu boyutuna şimdilik bir ara vermeyi ve kuşaklara ilişkin daha "net tanımlamalar" yapmayı uygun buluyorum. Çünkü bu kısım oldukça eksik. Türkiye'deki pek çok yöneticinin Y Kuşağına karşı bakış açısı, maalesef "yabancı kitaplarda yazılanlar" temelinde oluşuyor. Yanlış varsayımlar, hatalı tutumlara ve tepkisel sonuçlara yol açıyor. Ayrıca Çiler Hanım'ın müthiş anısını, Y Kuşağını tam olarak anlamadan onlarla iletişim kurmaya çalışmanın ne kadar anlamsız bir hal alabileceğini ortaya koyması açısından manidar buluyorum. Yöneticilerimizin de aynı öz eleştiriyi yapabilmeleri için sağlıklı tanımlamalara ihtiyaçları var.

Fakat işin en zor ve şu ana kadar başarılamayan kısmı da burası. Çünkü yukarıda sayılan nedenlerden dolayı kuşaklar kendi içlerinde dahi ciddi farklılıklar gösterebiliyorlar

Bununla birlikte gözlemlerim, kurumsal şirketlerin çalışanlarında bu farklılıkların bir ölçüde azaldığı ve daha homojen bir yapı ortaya çıktığı yönünde. Bu görüşümü destekleyen çok sayıda yorum da söz konusu.

Bunun için tanımlamaya kurumsal şirketlerde çalışan "Y Kuşağı" ile başlamayı öneriyorum.

Burada yorum olarak, kitaplarda okuduklarımızdan bağımsız olarak;
- "Y'lerin" bizzat hissettiklerini,
- Diğer kuşakların ise sadece "Y"lere ilişkin gözlemlerini
ifade etmeleri büyük önem taşıyor.

Saygılarımla.
Türker BAŞ

Etiketler: x-y kuşağı



Türkiye'deki Y Kuşağının Ayırt Edici Özellikleri-Prof. Dr. Türker Baş - CVyolla.com


Yazar hakkında bilgi:
Prof. Dr. Türker Baş - CVyolla.com İK Blog sayfasında İnsan Kaynakları makaleleri yazıyor.
Prof. Dr. Türker Baş
İşletme Profesörü, Danışman, Eğitmen
turkerbas@yeniik.com

Profesyonel yaşantısına Kara Harp Okulu'nda öğretim görevlisi olarak başladı. TSK tarihindeki en genç doktor, en genç doçent ve ilk sosyal bilimler profesörü oldu. Genelkurmay Karargahındaki ilk elektronik öğrenme sistemini kurdu. “Kobiler İçin Gerilla Stratejileri” ve “İşveren Markası” kitaplarını yazdı. Şu anda Yeni İK Danışmanlık Grubu'nda Türkiye’nin İdeal İşyerleri Araştırması'nı yönetiyor ve İstanbul Şehir Üniversitesi ve Galatasaray Üniversitesi’nde yüksek lisans ve doktora derslerine giriyor.


Yazara ait diğer yazılar:
+ İK Doğru Adayı Nasıl Iskalıyor?
+ İşveren Markası: Çekici mi? Yoksa Seçici mi Olmalı?
+ İşe Alım Sürecinizden Memnun Değil misiniz?
+ Şirket İçi Girişimcilik Nasıl Tetiklenir?
+ İş Stresini Nasıl Yenebilirsiniz?
+ İşe Alım Nasıl Yapılmalı? 10 Maddelik Yol Haritası
+ Linkedin ile Facebook Arasındaki Farkın Farkında mıyız?
+ İş Görüşmesi Stresini Azaltmanın En Basit, En Etkili Yolu
+ Objektifler, Sübjektifler. Peki siz hangi gruptasınız?
+ Kadınlar mı yoksa erkekler mi daha mutlu?
+ Geleneksel iş ilanları neden işe yaramaz?
+ Hobiler ile değer yaratmak, hatta para kazanmak
+ Stresi Yaratıcılığa Dönüştürmek İçin Kullandığım Kişisel Yaklaşım
+ Yemek tarifi mi veriyoruz? İşe alım mı yapıyoruz?
+ Diploma = Eğitim midir?
+ Çalışanlar en değerli varlığınız mı?
+ Özgeçmişinizde Olmaması Gereken 8 Şey
+ Objektif mi, sübjektif misiniz? Kendinizi test edin

+ Yazara ait tüm yazıları görüntüle >>


İnsan Kaynakları uzmanlarına ait kariyer hayatına dair yazılar

Yazarlar