Takip et, tablet PC Kazan

İK Blog  |  

İş arama, CV hazırlama, iş görüşmesi, kişisel gelişim
gibi konular üzerine İK Blog yazıları...

Kim Olmak İstiyorum?

Yazar: Ece Erkal     Tarih: 12/02/2013


Etiketler: kişisel gelişim, kariyer planlama

Kim Olmak İstiyorum?-Ece Erkal - CVyolla.com


Hadi çocukluğumuza geri dönelim. İçiniz rahat olsun, terapinin hiç de sırası değil, ben de biliyorum. Bize sorulan bir soruyu hatırlamak için sadece. Belki siz bu soruyu şimdi çocuğunuza, yeğeninize ya da çok tatlı bulduğunuz bilmiş bir çocuğa soruyorsunuz. "Büyüyünce ne olacaksın?" hatırladınız mı? Ya, "Ben büyüyünce örtmen olucam, ben avukat, ben pilot, yok yok doktor" dediğiniz günleri. Çoğumuz, bir çocuk bize bu yanıtları verdiğinde alkışlar, "aferin sana" der değil mi? "Ben Superman olup dünyayı kurtaracağım ya da ben Gargamel olup bütün şirinleri yiyeceğim" diyen olursa da güler geçeriz sanırım. Ben ikinci gruba daha bir merakla yaklaşıyorum. Kendisini bir uzmanlık veya meslekle nesneleştirenlerden çok, bir kimlik ile özneleştirenlere. "Büyüyünce ne olacaksın bakayım?" sorusunu "Kim olmak istiyorsun" algısı ve bilinci üzerinden yanıtlayanlara yani.

Bir uzmanlığa, beceri ve kariyer hedefine sahip olmak, bunun için çalışmak, eğitim almak; hem maddi bir takım gereksinimlerimizi karşılamak, hem de başkalarına edindiğimiz bilgi ve deneyim ile üretmek aracılığıyla katkıda bulunmak açısından elbette ki çok önemli. İşleyen demir olmak her zaman bizi ve potansiyelimizi parlatır, bu bir gerçek. Diğer yandan kariyer, iş ve meslek gibi kavramları yaşamımızın tam merkezine yerleştirerek bu kavramlar üzerinden birey olmak çalışmak bize kendimizi ne kadar tam ve doyumlu hissettirir? Kariyer, yaşamımızın önemli bir alanıdır ve yineliyorum sadece bir alanıdır.

CVyolla.com ile düzenlediğimiz eğitimler sırasında pırıl pırıl gençlerle tanışma fırsatı buldum. Birçoğu üniversite öğrencisi. Hepsi mesleklerine ek olarak sürekli kendilerini geliştirme gayretinde olan, her fırsatta değişik konularla kendilerini besleyen gençler. Eğitim sırasında onlara "kim olmak istiyorsun?" diye bir soru yönelttim. Bilinçli ve yaratıcı yanıtlar aldığım gibi, bu soruyu kendilerine daha önce hiç sormamış ya da ancak üniversite bitip iş yaşamına başladıklarında bu sorunun yanıtını bulacaklarını düşünen gençlerle de karşılaştım. Kim olmak istediğimiz yaşamımızın geneline ait bir vizyondur ve bizler; -bunda hepimizin bir payı var- ekonomik ve sisteme sürekli yenileri ekleme kaygısıyla sadece ne olmak istediğiyle kendini sınırlayan nice potansiyeli harcıyoruz, farkında olalım ya da olmayalım.



Kendimle ilgili bu farkındalığı yaşadığımda, yani bu soruyu kendime daha önce hiç sormadığımı anladığımda, severek yapmadığım bir iş için epey bir zaman harcamıştım. Başarılı ve düzenli bir okul yaşamım olmuştu. İstediğim üniversitenin çok severek okuduğum bölümünü bitirmiştim. Çeşitli sınavlara girerek binlerce kişinin başvurduğu bir yerde geleceği parlak bir kariyere başlamıştım ve tüm bunlara rağmen mutsuzdum. O an anladım ki, ben hep bir sonraki aşaması önceden belli olan bir üretim bandındaydım. Okul bittiğinde paketlenmiş, bir rafa konulmuş ve seçilmeyi beklemiştim. Sadece benimle aynı pakete sahip olanlarla değil, benzer tüm fonksiyonlara sahip başka markalar ve ürünlerle de rekabet halindeydim. Seçilmek de yeterli değildi üstelik; çünkü, bende bu huzursuzluğu ve doyumsuzluğu yaratan şeyler, diploma gibi sonradan sahip olduklarım değil, o ana kadar ihmal ettiğim içsel seslerdi. Beni diğer tüm her şeyden ayıran ve beni ben yapan tüm özgünlükler. Konuşma sırası onlardaydı ve kendimi tanıma sürecim geç de olsa başlamıştı. Belki de bu yüzden bu soruya verilen yanıtlar karşısında bu kadar hassasım ve kim bilir belki de, bu konuda insanlara rehberlik etme yönündeki vizyonumun oluşması için tüm bu süreci deneyimlemem gerekiyordu.

Bu konu üzerinde yazmayı düşünürken güzel bir hikaye duydum ve paylaşmak istedim. Hikaye doğanın içinden. Biliyoruz ki, doğa her zaman bize bizi anlatmış ve onu iyi gözlemlediğimizde, dinlediğimizde ve hissettiğimizde pek çok alanda bize ilham olmuştur. Hikayeyi anlatan kadın, bir komşusundan, ördek sahibi olmak istediği için, ördek yumurtaları alıyor ve bu yumurtaları kendisinin kuluçkaya yatmış tavuğunun altına yerleştiriyor. Bir süre sonra, civcivlerle birlikte ördek yavruları da yumurtalarından çıkıyor. Anne tavuk, ördek yavrularını da kendi yavruları gibi besleyip koruma altına alıyor. Ördekler büyüyünce, sahipleri olan kadın, onların yüzeceğini düşündüğü için onları suya atıyor. Ne var ki, doğasında yüzme olmayan civcivlerle ve bir tavukla büyüyen ördekler; yüzebildikleri halde, panikleyerek sudan çıkıyorlar ve ne kadar denenirse denensin bir türlü ördekler yüzmeye yanaşmıyorlar. Bu arada, başka bir kadın, artık evinde besleyemeyeceği için tavuğunu bir siteye bırakıyor. Sitenin havuzu var ve onlar da ördek besliyorlar, bu tavuğa da sahip çıkılıyor ve ördeklerle birlikte ona da bakıyorlar. Ve günlerden bir gün tavuk, bakıyor ki etrafındaki tüm ördekler yüzüyor, o da kendini suya atıyor ve yüzemediği için de ölüyor.

İçinde bulunduğumuz çevre, ekonomik koşullar, dönem ve trendler, maddi beklentilerimiz, büyüklerimizden öğrendiklerimiz, duyduklarımız, bazı meslekler hakkında önyargılarımız, "yapamazsın, edemezsin, senden adam olmaz!" denmesi, "sanatla uğraşırsan aç kalırsın!" inanç kalıpları, "hem spor, hem eğitim olmaz, seç birini bakalım!" azarlanmaları, eğitim ve sınav sistemi; bizi ördekken tavuk ya da tavukken ördek konumuna getiriyor diye düşünüyor muyuz hiç? Aslında yüzme potansiyelimiz olduğu ve bu yetiyi doğuştan getirdiğimiz halde çeşitli nedenlerle ortaya çıkarma fırsatı bulamadık diye bu yetimizden korkup sudan kaçtığımız olmuyor mu hiç? Kendi yapabileceklerimizden kaçmıyor muyuz suyun tadını çıkarmak varken? Ya da tam tersi, doğamızda olmayan, bize ait olmayan bazı becerileri sırf etraftakilerde var diye, edinmeye çalışmıyor muyuz? Kendimizden beklentimizi yükseltip "o da olsun, bunu da yapayım" diyerek ve başkaları ile sürekli kendimizi kıyaslayarak daha çok çıkmaza giriyor, kendimizi boğmuyor muyuz? Kendi yapabildiklerimizi değerlendirmek ve başkalarıyla paylaşmak varken zaman ve çabamızı gereksiz alanlarda harcamıyor muyuz?

Tavukların arasında ördek, ördeklerin arasında tavuk olabiliriz. Bunu fark edebilmemiz için kim olduğumuzu bilmemiz gerekmez mi? En azından bunun üzerinde düşünmeye değmez mi? Bizim onlardan farklı olarak bunu ayırt edebilecek zekamız, sezgilerimiz ve irademiz var. Kim olmak istediğiniz ne yapmak istediğinizi de kapsar ve onun ötesine geçer. Ve ancak kim olmak istediğini bilenler ve üzerinde çalışanlar, onları her anlamda mutlu eden ve onlara başarı getiren bir işe, mesleğe, kariyere sahip olabilirler.

Sevgimle,

Etiketler: kişisel gelişim, kariyer planlama



Kim Olmak İstiyorum?-Ece Erkal - CVyolla.com


Yazar hakkında bilgi:
Ece Erkal - CVyolla.com İK Blog sayfasında İnsan Kaynakları makaleleri yazıyor.
Ece Erkal
Bireysel Gelişim Uzmanı
eceerkal@gmail.com

ODTÜ İşletme mezunu. Dokuz Eylül Üniversitesi Pazarlama Bölümü yüksek lisans sahibi. Bankacılık sektöründe uzun yıllar çalıştı. Şu anda bireysel gelişim uzmanı, kariyer koçu ve yaşam koçu olarak çalışıyor.


Yazara ait diğer yazılar:
+ Ne Arıyoruz?
+ Bırakın Olsunlar
+ Mesleğimi Seçiyorum
+ Valla Öyle Bir Batırdım ki
+ Ben Olsam...
+ Sürekli Motivasyon Mümkün mü?
+ Ne Çektik Be!
+ Yeni Yıla Girerken
+ Kızgınım Öyleyse...
+ Ülkemizin genç gurur kaynağı Eren Başbuğ ile ilk söyleşi
+ Kelimelerin Gücü
+ Belirlemek mi, Gerçekleştirmek mi?
+ "Olmalı mı, Olmamalı mı"nın Ötesinde
+ Prestijli bir meslek proje yazarlığı üzerine bir söyleşi
+ Outplacement üzerine bir söyleşi
+ Senin Oyunun Hangisi?
+ Eğlence sektöründe bir yenilik: "Bar Catering"
+ Banu Onuk ile Öğrenci Koçluğu Üzerine Bir Söyleşi
+ Taylan Demirkaya ile Girişimcilik Üzerine Bir Söyleşi
+ Beyaz mı, Siyah mı?
+ Başarmış mıyım? Olmuş mu?
+ İş Arıyorum: Seçilen miyim, Seçen mi?
+ Nedir Şu Farkındalık Dedikleri?
+ Aradığınız İş mi, Yoksa Kendiniz mi?

+ Yazara ait tüm yazıları görüntüle >>


İnsan Kaynakları uzmanlarına ait kariyer hayatına dair yazılar

Yazarlar