Takip et, tablet PC Kazan

İK Blog  |  

İş arama, CV hazırlama, iş görüşmesi, kişisel gelişim
gibi konular üzerine İK Blog yazıları...

Panik Atak

Yazar: Serap Altekin     Tarih: 20/07/2016


Etiketler: psikoloji

Panik Atak-Serap Altekin - CVyolla.com


Panik atağı; bedensel belirtiler ile başlayan, yoğun bir korku, kaygı, panik ve huzursuzluk durumunun eşlik ettiği; çoğu zaman aniden başlayıp, şiddetlenerek devam eden; kimi zaman 30 saniye kimi zaman 10-20 dakika sürebilen; ve olumsuz algı, yorum ve düşüncelerle karakterize bir kısırdöngüdür. Tekrarlayan panik ataklar olması durumu ise, panik bozukluk adını alır.

Panik atağı, aslında son derece sıradan, olağan bir bedensel belirtinin "tehlikeli" ya da "tehditkar" olarak algılanmasıyla birlikte başlayan, illüzyonlu bir kısırdöngüdür.

Panik atağı döngüsünün 4 ana boyutu vardır...

Panik atağı döngüsünün; bedensel, düşünsel, duygusal ve davranışsal olmak üzere 4 ana bileşeni vardır...

Panik atağını başlatan fiziksel belirtiler kişiden kişiye değişebilmekle birlikte en yaygın olarak; çarpıntı, terleme, titreme, baş dönmesi, göğüs sıkışması, nefes darlığı, uyuşma, karıncalanma şeklindedir... Panik atağı yaşayan kişi, bedenine ve fiziksel duyumlarına aşırı duyarlıdır; tüm dikkati ve ilgi odağı bedensel belirtilerine yönelmiş durumdadır. Öncelikle kalp, tansiyon, şeker ya da tiroid gibi herhangi bir fiziksel bir nedenin, medikal bir rahatsızlığın olmadığından emin olmak gerekir ! Eğer fiziksel bir bulgu saptanamıyorsa, yaşanan belirtilerin psikolojik kökenli olduğunu farketmek anlamlı olacaktır.

Panik atağını esas başlatan şey bedensel belirtilerin kendisi değil; kişinin onları algılama ve yorumlama biçimidir...

Merdiveni hızla çıktığımızda kalbimiz hızlı atmaya başlar; ya da bir sınav öncesinde veya sevgiliyle ilk buluşmaya giderkenki karın ağrılarını, mide kramplarını, el terlemelerini birçok kişi yaşar... Ancak panik atağın kısır döngüsünü başlatan şey bu olağan bedensel duyumları, "tehlikeli bir durumun sinyali" olarak değerlendirmektir. Kişi, panik atağı sırasında kalp krizi geçireceğini, bayılacağını, kendini kaybedeceğini, öleceğini ya da delireceğini düşünür... Yani, hızla merdiven çıktıktan sonra hissedilen hızlı kalp atışlarını kişi bir kalp krizinin ilk sinyali olarak yorumlar; "Eyvah, kalp krizi geçireceğim", "Bana bir şeyler oluyor", "Kendimi kaybedeceğim" diye düşünür; bu olumsuz düşünceler kişinin kaygılarını ve korkularını daha da arttırır. Heyecan, panik, kaygı ve korkular arttıkça da kalp atışları doğal olarak daha da hızlanır, vücut daha da fazla tepki vermeye başlar. Ve vücut tepkileri arttıkça kişinin heyecanı, paniği ve korkuları da körüklenir. Ancak bu da panik atağı denen kısırdöngünün başlamasına ve tekrarlayarak sürmesine neden olur...



Kaçma ve kaçınma davranışları;

Kaygıyı hafifletmek ve olası panik ataklarından korunabilmek için kişi kaçma ve kaçınma davranışları sergilemeye başlar... Daha önce panik atağı yaşadığı yerlere gitmekten kaçınmaya ve panik atağın tekrar yaşanabileceğini düşündüğü yerlerde bulunmaktan kaçmaya başlar... Hastane, klinik, kendisinin ya da güvendiği bir yakınının evi gibi bazı noktaları "güvenli bölgeler" olarak algılamaya başlar; bu bölgelerden uzaklaşmamaya gayret eder...

Ancak kaçma ve kaçınma sürdüğü müddetçe, kişi korktuğu şeylerle asla yüzleşemez; ve bu da kaygı ve korkularını daha da büyütür... Bu büyüyen, şiddetlenen korkuyla birlikte kişi daha fazla sayıda şeyden daha şiddetle kaçmaya başlar. Bu şekilde kişinin yaşam çemberi gittikçe daralır ve yaşam kalitesi düşer...

Panik atağının ardındaki gerçek!

Semptom adını verdiğimiz kişinin yaşadığı somut sıkıntılar, bedensel belirtiler ve yakındığı şikayetler, aslında her zaman buz dağının sular üzerinde kalan küçük bölümüdür ve daha çok bir "sonuç", bir "dışavurum" niteliğindedir. Psikoterapinin ana hedefi ise buz dağının sular altında kalan büyük bölümünü keşfedebilmek; yani, semptomun altında yatan ana etkenleri, ardındaki esas hikayeyi anlamaktır.

Her ne kadar yüzeyde görünen tekrarlayan panik ataklar ise de, bu daha çok bir şifredir; ve bizim bunu doğru deşifre ederek ardındaki ana problemi saptayabilmemiz gerekir... Panik atağının ardında sıklıkla rastladığımız unsurlar arasında; kronik stres ve gerginlik, tükenmişlik, bastırılmış kızgınlıklar ve ifade edilememiş kırgınlıklar, kayıplar, korkular, güvensizlikler, birikmiş ağır yük ve sorumluluklar, mükemmeliyetçi beklentiler, katı değer yargıları ve olumsuz düşünme kalıpları, "hayır" demekte ve sınır koymakta yaşanan zorluk, ve de içsel ve duygusal boşluk sayılabilir...

Psikoterapi sürecinin işlevi nedir?

Psikotarapi süreci; panik atağı döngüsünü 4 ana bileşen çerçevesinde ele alarak, bedensel, düşünsel, duygusal ve davranışsal boyutlarda birbirine paralel olarak gelişirken; semptomun ardındaki gerçeklik konusunda farkındalık ve içgörü kazandırmak ve böylelikle esas problemin çözümü konusunda yol almak hedefini taşır.

Nefes egzersizleri ve bedensel gevşeme teknikleri ile fiziksel belirtilerin azaltılması ve kontrolü; düşünme, algılama ve yorumlama sisteminin değişimi, çarpık ve olumsuz düşüncelerin kontrolü ve daha sağlıklı daha gerçekçi bir zeminde yeniden yapılandırılması; panik, evham, kaygı ve korkularla baş etme becerilerinin kazanımı ve toleransın yükseltilmesi gibi unsurlar, terapi sürecinde faydalanılabilecek yan unsurlardır.

Etiketler: psikoloji



Panik Atak-Serap Altekin - CVyolla.com


Yazar hakkında bilgi:
Serap Altekin - CVyolla.com İK Blog sayfasında İnsan Kaynakları makaleleri yazıyor.
Serap Altekin
Uzman Klinik Psikolog, Eğitmen
altekins@yahoo.com

Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji mezunu. Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Klinik Psikoloji Yüksek Lisans sahibi. Şu anda aynı üniversitede klinik psikoloji alanında doktora derecesi adayıdır. Ayrıca, Yeditepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisidir. Ayrıca, Uzman Klinik Psikolog & Eğitmen olarak çalışmaktadır.


Yazara ait diğer yazılar:
+ Kariyer Planı ve İş Seçimi Kadar Önemli bir Konu : Evlilik Kararı ve Eş Seçimi
+ Yaratıcılık potansiyelini bir beceriye dönüştürmek mümkün...
+ Değişim, varoluşun gereği ve gelişimin temelidir...
+ Öğrenilmiş çaresizlikten toplumsal tepkisizliğe
+ Kriz Kavramı ve Krize Psikolojik Müdahalenin Temel Unsurları
+ Renklerin Sembolik Anlamları ve Etkileri
+ Tükenmişlik Sendromu
+ İş Hayatında Kadın
+ İş yerinde psikolojik taciz (Mobbing)

+ Yazara ait tüm yazıları görüntüle >>


İnsan Kaynakları uzmanlarına ait kariyer hayatına dair yazılar

Yazarlar