İK Blog

Umut Bilimde


Yazar: Ece Erkal

Etiketler: kişisel gelişim


Bu pazar günü, Bilim Kahramanları Derneği tarafından 16. sı düzenlenen First Lego League'de ilk defa jüri üyesi olarak görev aldım. Bu deneyimimi sıcağı sıcağına paylaşmak istedim, aksi takdirde görevim tamamlanmamış gibi hissedecektim.

Bu turnuvadan henüz haberdar olmayanlar için özet bir bilgilendirme ile başlamak isterim. First Lego League 9-16 yaş aralığındaki gençlerin; her yıl açıklanan, küresel bir soruna yönelik tema çerçevesinde, takım halinde bilim temelli bakış açıları geliştirdikleri, öğrendikleri, eğlendikleri zengin bir deneyim süreci.

Yenilikçi ve yaratıcı markalar arasında her zaman yerini koruyan Lego dendiğinde bizim çocukluğumuzdan farklı olarak artık aklımıza Lego parçalarından oluşan robotlar ve robotik kodlama da geliyor. Çağımızda öne çıkan bu becerileri çocukların erken yaşlardan itibaren kazanmaları için markanın öncü ürün tasarımları ve çalışmaları var. Bu turnuva için takımlardan da tema çerçevesinde belirlenen görevleri yerine getirebilen robot tasarlamaları bekleniyor. Bu robotlar mekanik tasarımları ve kodlamaları açısından değerlendirildikleri gibi diğer takımların robotları ile maç yaparak görevleri yerine getirme performanları da ölçülüyor.

Bu süreçte takımlar ayrıca, belirlenmiş tema çerçevesinde bir sorunu fark edip, bu sorunu net bir şekilde ortaya koyup çözümün bir parçası olmak adına; bu soruna bilim temelinde, araştırmaya dayanan, yenilikçi çözüm önerileri, fikirler ve projeler geliştiriyorlar.

Son olarak takımlardan beklenen şeyse, tüm bu çalışmaları sırasında eğlenerek üreten, arkadaşça rekabeti benimsemiş, öğrendiklerini hayatlarının başka alanlarına da yayabilmiş bir takım ruhunu yaratmış olmaları.

Tüm takımlar, tüm bu alanlarda, ayrı ayrı kapsamlı ve etkin bir şekilde değerlendirme sistemine sunumlarını yapıyorlar. Jüri takımları da tıpkı turnuva takımları gibi bu değerlendirme sürecinin hakkını verirse, 10-15 dakika gibi bir sunum sonunda haftalarca süren bir hikayenin özüne ulaşabiliyorlar. Bana göre, bu turnuvanın tasarımını başarılı kılan en önemli unsurlardan biri de tüm paydaşların gelişimine ve öğrenmesine olanak tanıması. Diğer unsursa, değerlendirilen her alanın, toplam başarı sıralamasına katkısının eşit olması. Robotunuzun her maçı kazanması, harika bir takım ruhu sergilemeniz veya son derece yenilikçi ve uygulanabilir bir projenizin olması şampiyonluğunuzu garantilemiyor ve tek başına yetmiyor. Bilimsel olduğu kadar bütünsel yaklaşım ve çalışmalar takımları öne çıkarıyor.

Öz değerler jürisi olarak eğlendiğim kadar zihinsel olarak yorulduğumu da itiraf etmeliyim. İlk defa karşılaştığım diğer jüri üyeleri ile ilk defa tecrübe ettiğim bir süreçte öğrenirken takım olmayı, olabilmeyi ben de kendi adıma sorguladım. Takım olmayı başarmak başlı başına bir hedef miydi yoksa diğer hedeflerimize bizi taşıyan bir araç mı? Yoksa, her ikisi de olabilir miydi?



Eğlenmek, benim ilk 3 değerimden biridir. Kendimi sorumlu hissettiğim durumlarda ise bundan kaçındığımı fark ettim, örneğin. Oysaki turnuvada önemli bir görevi yerine getirirken aynı anda eğlenmeyi de deneyimleyebildim. Eğlenmek üretmekten ayrı olmak zorunda değilmiş.

Gençlerle etkileşimim her zaman geri bildirim esaslı olmuştur. Turnuvada ise buna ek olarak bir de sıralama yapmam gerekiyordu. Bu benim için bir ilkti ve de zorlayıcı. Onlar benim hem en önemli hassasiyetim hem de en önemli güç kaynağım. Dilerim tüm değerlendirmelerimiz onların gözlerindeki ışığı daha da parlatarak yola devam etmeleri için azim verir onlara.

Gençlerden ise; "eskiden en doğrusunu ben bilirim diyordum, şimdi farklı düşünceleri dinliyorum", "annemin evde neden rol dağılımı yaptığını daha iyi anlıyorum", "yardım istemek hiç de zor ve kötü bir şey değilmiş", "asosyal biriydim şimdi insanlarla daha rahat iletişim kurabiliyorum" "disiplinli olmayı öğrendim" gibi birçok beni kocaman gülümseten cümle duydum. Daha ne olsun?

Evet, bilim bir lüks değil; hepimiz, yarınlarımız için her zaman olduğu gibi bir zaruriyettir. Evet, bilim illaki zor ve sıkıcı olmak zorunda değil gayet de eğlenceli olabilir. Evet, umut bilimdedir.

Adını bile duymadığımız küçük bir yerleşim yerinde, maddi olanakları sınırlı bir devlet okulumuzda böylesi fırsatlara aç, birçok çocuğumuz, gencimiz var. Ya sırf kız olduğu için bir nedenle bilimden uzak tutulan çocuklarımız? Daha gidecek çok yolumuz var. Sizde az çok bir merak uyandırabildiysem ne mutlu bana. Mademki bilim umut, o zaman her çaba, her katkı değerli. Ne dersiniz, sizce de buna değmez mi?

Çöznümün bir parçası olmak ve daha detaylı bilgi için www. bilimkahramanlari.org sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Sevgimle,

25/02/2020

Yorum Yap

Sorularınızı veya görüşlerinizi burada paylaşabilirsiniz.

İsim:

E-posta:

Yorum:


Ece Erkal - CVyolla.com İK Blog sayfasında İnsan Kaynakları makaleleri yazıyor.

Ece Erkal

Bireysel Gelişim Uzmanı

  
  

ODTÜ İşletme mezunu. Dokuz Eylül Üniversitesi Pazarlama Bölümü yüksek lisans sahibi. Bankacılık sektöründe uzun yıllar çalıştı. Şu anda bireysel gelişim uzmanı, kariyer koçu ve yaşam koçu olarak çalışıyor.

İK Blog Sayfalarımız

İş arama sürecinizde size yardımcı olacak tüm İK blog yazıları >>

İnsan Kaynakları Blog Yazarları

Paylaştıkları bilgi ve deneyimleri ile iş arama sürecinize destek verecek tüm İK blog yazarları >>

Aradığınız İşi Hemen Bulun!

CVyolla.com'da 60326 üye firma eleman arıyor.


İŞ BUL


Sosyal medyada bizi takip edin!

En güncel iş ilanlarını, eğitimlerimizi, bizden haberleri ilk siz duyun!